Türkçe Bilgi

Türkçe Bilgi

Türklerin çoğu Almanya’da uzun yıllardır yaşamalarına rağmen, kendilerini bu ülkede hala yabancı hissetmektedirler ve geldikleri ülkeye hala ruhen çok bağlıdırlar. Bu insanlar her zaman hayatlarının son bölümünü Türkiye’de geçirmeyi planlamış ve ümit etmişlerdir. Ancak geçen zaman içerisinde çoğu şey değişmiş ve sonuç olarak birçok kişi için Türkiye’ye kesin dönüş yapmak artık söz konusu olmaktan çıkmıştır. Bu durum çoğu insan için hayal kırıklığı, üzüntü ve teslimiyetçiliği de beraberinde getirmiştir. Giderilemiyen özlemler, kaybolan hayaller hayatı zorlaştırmakta, Almanya’ya karşı var olan mesafe ve hissedilen yabancılık devam etmekte ve bunun ötesinde anayurdu kaybetmiş olma duygusu oluşmaktadır.

Bu olumsuz duygular vücuda aksedebiliyor ve hastalığa neden olabiliyorlar. Sırt, baş ve karın ağrıları, uykusuzluk, baş dönmesi ve halsizlik, ruhsal nedenlerden kaynaklandığı bilinen başlıca hastalıklardır.

Genel anlamda bilinen „ağrı“ terimi sıkça sıkıntıları ve ruhsal rahatsızlıkları ifade etmek için de kullanılmaktadır. Hasta doktora gittiğinde kendisini anlaşılmamış hissetmekte ve kendisine iyi bakılmadığını zannetmektedir. Bu şartlar altında hastaya verilen ağrı kesiciler doğal olarak başarıyla sonuçlanmamakta ve bu hem hastayı hem de doktoru aynı derecede hayal kırıklığına uğratmaktadır.

Almanya’da yaşayan birinci ve ikinci nesil Türklerin çoğu, az Almanca konuşabildiklerinden doktor ile hasta arasındaki anlaşma zorlukları böyle durumlarda ön plana çıkmaktadır. Bu insanların kendi kültürlerine özgü ifade tarzı da sıkça yanlış anlaşmalara sebebbiyet vermektedir. Çünkü Almanca terimleri tanımadıkları ve doğru kullanamadıkları için, kendi kültürlerine mahsus mecazi anlamda kullandıkları terimleri olduğu gibi Almanca’ya çevirmektedirler (Örneğin: „Ben çok üzgünüm veya hüzünlüyüm“ demek istediklerinde „Benim ciğerim yanıyor“ deyimini kullanıyorlar). Bu nedenle, bu insanların problemlerini ifade ve telaffuz şekli Alman terapistler için genelde belirsiz ve gayri muayyen kalmakta ve kesin bir anlam taşımamaktadır.

Başhekim Karlemann Timm‘e göre: „Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı, Türkçe’ye hakim, kültürel ve sosyal şartları çok yakından tanıyan Türk terapistlerle birlikte çalışmak çok büyük önem taşımaktadır“. İhtisas alanı ruhsal ve bedensel tedavi olan bir kliniğin sunduğu tedavi metodlarından Türkçe konuşan göçmenlerin ilk etapta başarılı bir netice elde edebilme öngörüsü ile yararlanabilmelerini sağlamak için bu insanların dilini ve kültürünü bilmek ön koşulu oluşturmaktadır.

Türkçe konuşan ekibimiz

Dil problemleri ve kültürel farklılıklar nedeniyle Türk kökenli göçmenler ile Alman terapistler arasında çoğu kez yanlış anlaşmalar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle tedavi memnuniyet verici ve tatmin edici şekilde sürdürülememekte ve rahatsızlıklar devam etmektedir. Am Schönen Moos Psikosomatik ve Psikoterapi Kliniği, bu sorunun farkına varmış ve bu yüzden Türk kökenli hastalara yönelik bir ağırlık alanı oluşturmuştur. Türk kökenli, iki dile de hakim, sadece anadili olarak Türkçe konuşan değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal özellikleri de çok yakından tanıyan bir tedavi ekibi oluşturulmuştur.

Tedavi hedeflerimiz

Am Schönen Moos Kliniğinin ihtisas sahası, sahip olduğu mevcut imkanları kullanarak ve bunları daha da geliştirip, genişleterek, insanları gerek bedensel ağrılar ve gerekse hayal kırıklıkları ile nasıl baş edebilecekleri konusunda desteklemektedir. Klinik hastalarına ruh ve beden için hekimsel tıbbi ve psikolojik bireysel tedavi, geniş çapta teşhis imkanlarının yanı sıra, dahiliye, ortopetik ve nevrolojik tedavi sunmaktadır. Terapi sonunda ulaşılmak istenen hedefler, yetkili terapist ve hastalar arasında konuşulup tespit edildikten sonra bir terapi planı hazırlanmaktadır. Hastalar için grup terapilerine, spor ve fizik tedavilerine katılma imkanı mevcuttur.

Bedensel, ruhsal, sosyal ve çevresel faktörlerin sürekli iç içe olduğu bir bütünlük anlayışı klinikte uygulanan tedavinin temelini oluşturmaktadır. Doğuştan var olan meyiller ile insanlar arası münasebetlerde elde edinilen tecrübelerin geçmişte karşılıklı olarak birbirlerini etkilemeleri sonucu, kişiye özgü bir bireysel duygu, düşünce ve davranış biçimi gelişmektedir. Bir ömür boyu bu faktörlerin istikrarsız birlikteliklerini dengede tutabilmek için gerekli olan bireysel yetenek ve becerilerin yetersiz kalması durumunda her üç alanda da, ruhsal, bedensel ve sosyal rahatsızlıklar baş göstermektedir.

Downloads (Türkçe)

TÜRK GÖÇMENLERE SUNDUĞUMUZ TEDAVİ OLANAKLARI
Flyer